Gökyüzü

12 Ağustos 2007 Pazar


Gökyüzü neden bukadar derin?ya da yeri kazsak gene gökyüzüne mi gideriz? dünya denizde kaybolmus bir misket aşağı da insen kurtulamassın yukarı da çıksan...Bizse gece ayın gösterdii yakamozlar ya da yakamozların miskete verdiği parıltılar.. bir varız bir yokuz işte bazıları göz kamaştırır bazıları ise görülmezler bile...kim attı o misketi denize?...güneş açtı, onun aydınlığı gece yakamozlarını unutturdu bize...misket parlamıyor nedese ufff gene mi gece olmasını bekliycez şimdi tekrar doğmak için...bir anda söndük her birimiz karanlık olmalı gene...biz karanlıkta varız..biz parıltılarız, biz yakamozlarız...kendimiz aydınlatıyoruz çevremizi ama hiç birimiz aydınlatamayız koskoca denizi..ama onu güneşi var ayı var ne yapsın bizi?
biz kaybolmusuz zaten onun boşluğunda ,nereye gidersek gidelim yol vermiyor bize istemiyor geçmemizi.Göya çok parıltılı bir yaşamımız varya nasıl da kıskanıyor bizi...bi bilse gerçekleri, yaşamın kaynağının karanlık olduğunu aydınlığın ise sadece onun kölesi...yaşamak için çırpınıp ölüme nasıl direndiğimizi...kazanmak için uğraşıp neler kaybettiğimizi...Yalnızlığın en acı tat olduğunu ve yalnız kalmamak için neler yapabileceğimizi...Kaldığımızda ise tek bir kişinin sessizliğini...ahh bir bilse şu deniz doğumumuzla ölümümüz arasındaki mesafeyi...aslında izliyor doğarken ve batarken güneşi...her doğuşunda görüyor yanan ateşi ve her batışında yakamozların dans edişini.. bilmeli bizim için gecenin önemini ve bilmeli asıl yaşanılan yerin ne olduğunu...koca denizde misketin bulunduğu yeri ve üzerindeki pırıltıların nasıl belirdiğini...