2005-10-02
Gene bir karmaşanın içerisindeyim, iki gökdelenin arasında sıkışan müstakil ev misali depremde yıkılmasa da tepedekiler devrilecek üstüne gene olan o küçüğe olacak kurtulması imkansız gibi...korkular,endişeler yaşanan ve hissedilen stres hepsinin oluşturduğu o iki gökdelen küçük bendeyse hiçbir şey yok ayakta kalmaya dair çaba sarf etmeye bile üşeniyorum,neye yarar ki?...birinin gelip kurtarması lazım beni heh!..çelik kafesin içerisine koysalar beni belki bir umut ama sanmıyorum ki çelik yeterince sağlam olsun ,o sağlam olsa bile yanımdaki devleri güçlendirmeye çalışan birileri elbet olacaktır ki yıkım gücü daha fazla olsun....benim gibi ne kadar insan vardır şu dünya denilen kürede eminim..yolun sonuna gelmiş yada öyle düşünen, kendi sonunun geldiğini bilen yada tahmin eden....herkes kendini düşünüyor sanırım çünkü kimse yok elimden tutup çeken ,yani o küçük evi temelinden sökmek lazım başka yere taşıyıp onu kurtarabilmek için demek istediğim bunu yapan yok işte demek ki herkes aynı durumda yanımda olduğunu düşündüğüm fakat aksine çok uzak olduklarını gördüğüm kişiler de benimle aynı durumda, bende onları tutup çıkarmıyorum bu bok çukurundan...haklılar belki de...ama acı veriyor insana varken yok sayılmak hernekadar hak edilse de bazı şeyler kabullenemiyor insan işte...demek ki olması gereken bu fakat olmaması gerekir bence...ya yağmura ne demeli? Sanki bir tek ben varmışım gibi bütün gücünü benim için kullanıyor sanki...başım delinmek üzere kurşun damlalarıyla ,dinmeyi düşünmüyor bile bir o kalmıştı arkamdan itmeyen o da yapıyor yapacağını işte artık güneş çıksın diyorum ama ona bile güvenim kalmadı aslında eminim, çıksa ya ışığını vermez bana yada kavurur beni o malum sıcağıyla...sabretmek mi gerekiyor gene? Bir gün her şeyin düzeleceğine inanarak....peki ben de sabrediyorum ama nereye kadar?!!!...umarım bir gün dünya benim için de döner...
Karamsar
13 Ağustos 2007 Pazartesi
Gönderen RedPharos zaman: 00:03