Bir Pazar Vakti

04 Mayıs 2008 Pazar

tık tık! tık tık! saat 14.08 i gösteriyor.Bu sabah geç uyandım ve kahvaltmı yeni yaptım. Tüm ailenin bir araya toplandığı bu güne bayılıyorum.Baba seslenir;
-kahvaltı hazır kızıııımm!!
o tatlı uyku sersemliğiyle yataktan kalkmamak için debelenirsin, kedi gibi gerinme işlemi sabahın bu vakitlerinde gerçekleştirilir. Yataktan kalkar bir hışımla lavaboya koşarsın abiyle beraber akan suyu aynı anda paylaşmak istemiyorsan şansın vardır kapıya daha önce yetişirsin.Suyun yüzüne ilk çarpışıyla ayılır kahvaltıya doğru yol alırsın. O masa muhabbetlerini, çatal bıçak seslerini duyunca bütün bir hafta boyunca kimi,neyi nekadar özlediğini anlarsın.Babanın pişirirken sucuktan çıkan o cazır cazır sesleri ve tavada kalan son sucuğu kapmak için yapılan çatal savaşları yemeğin tuzu biberi olur.Kahvaltı biter ve anneden duyulmak istenen son sözcükler ağzından dökülür;
-Masayı iyice topla kızım, peynirleri ağzı açık dolaba koyma.
Masa temizlenir anneye babaya birer fincan kahve yapılır.Sonra odaya geçilir ve bilgisayar başına oturulur.Haberlere bir göz atarsın için kararırsa yapacak farklı şeyler ararsın.
Yarı eneji dolu bir pazar vakti ne yapılır diye düşünürken elim tekrar fotoğraf makinesine kayıyor.3-4 gündür elime almadım.Küstüm ona, uzun zaman uğraşmama rağmen otoportre çekimlerim başarısız oldu ben de onu bir kenara bırakarak yeni fikir arayışlarına girdim.Şimdi aklımda parfümün kokusunu fotoğraflamak var her ne kadar imkansız gibi görünse de üzerinde çalışmaya başlayacağım. Ben bunları planlarken baba uzaklardan seslenir;
-Hava güzel, denizi küstürmeyelim kızım hadi sahile yürüyüşe!.

Seni seviyorum babacım.

O_o